Keşif Yarışması Uluslararası Jürisi Bu Yıl Ödülü İki Ayrı Filme Verdi
22.02.2010 00:00
Dört saatlik uzun tartışmaların ardından, !f İstanbul’un uluslararası yarışması Keşif jürisi bu yıl “En İlham Veren Yönetmen” ödülünü iki ayrı yönetmene birden vermeyi uygun buldu. Jüri bu yıl, İzlandalı yönetmen Dagur Kari, Sundance Film Festivali Dünya Sineması bölümü direktörü Caroline Libresco, yönetmen Ümit Ünal, film eleştirmeni, NISIMASA kurucusu Matthieu Darras ve Meksikalı prodüktör Daniel Birman Ripstein gibi isimleri biraraya getirdi.
Bu yılın kazanan isimleri ise Uruguay’dan Koca Adam/Gigante filminin yönetmeni Adrian Biniez ve Tarımsal Ütopya/Agrarian Utopia (Sawan Baan Na) filmiyle Tayland’lı Uruphong Raksasad oldu. 15.000 dolarlık para ödülü Biniez ve Raksasad arasında bölüştürülecek.
Jüri yaptığı açıklamada “Keşif ödülünü bu yıl iki ilham veren filme vermeyi uygun gördük. Maharetli yönetimi, insancıl bakış açısı ve heavy metal müziği takdiriyle Koca Adam/Gigante ve değişen dünyanın perspektifine çelişen gerçeklikleri yerleştirebilmesi ve sanatsal, üstün doğallığı ve insancıllığı ile Tarımsal Ütopya/Agrarian Utopia filmlerinin yönetmenlerini ödüle layık gördük.” dedi.
Dirty Cheap Creative Oyun Yer Değişikliği
14.02.2010 20:00
14 Şubat Pazar günü etkinliklerinden Dirty Cheap Creative Oyun Kiki'de gerçekleşecektir.
Journey with a black wedding dress... Interview with director Bingöl Elmas
Wearing a black wedding dress, Bingöl Elmas completed the journey of Pippa Bacca, the peace activist who was raped and killed in Gebze last year. She creates a portrait of masculinity across the country.
Does this documentary explain why Bacca was raped and murdered? I didn’t want to make conclusive judgements about a society here. It's more of an eyewitness account of what I experienced at the time. On another trip, things might have been different. But of course you can draw some conclusions from what you see on the road. You see some of the structural problems associated with being a woman, deriving from religious, economic or social causes. We wanted to raise these issues. Everybody will see it through their own eyes and take what they want.
It seemed to me that there's violence in the male landscapes of our country. There is a deformity in the way they see women that's shared by men of all ages when you talk to them. Women are seen as lesser beings. If she dares to do something like I did, she’s asking for trouble. An experiment like mine is seen an adventure. When a woman leaves her home, anything could happen, it's normal. There is a sexist way of looking at things and discrimination.
Did you feel a real threat? Were you afraid? Afraid, yes. Especially near big cities. There is a standard on the road. Some men are inevitably going to try their luck, in a society where sexuality is this supressed and manhood this glorified. Especially around Gebze, I had trouble continuing to hitchhike. Everyone was asking if I was afraid. You hear it so much that fear creeps in: ‘Am I taking it too lightly, should I be afraid?’ In a way, my film is a contemplation of fear. But the more you hear it, the deeper it sinks even if you want to reject it. As I moved towards the countryside, I was less afraid. Because there you have more direct communication with people. Rural areas have their own problems but at least it is not that systematic.
Justifying a rapist but also suggesting he should be castrated... What kind of an approach is this?
As a society we can be very chaotic. We have a relationship to our darkest side, a part of us is like that too. Or we have an eye-for-an-eye concept of punishment. Instead of examining the causes, we want to get rid of the consequences. Rather than transforming, we like avenging. So the person who suggests this thinks he is offering a solution. But he doesn’t ask himself this: Was that man born a rapist?
Dünyada ilk kez !f yapıyor ve gururla sunuyor, !f²: İstanbul’dan Canlı
!f istanbul, merkezi olan İstanbul’dan uzakta yeni merkezler yaratıp yeni tartışmalar başlatıyor olmanın heyecanını yaşıyor ve bu yıl daha önce hiç denenmemiş bir işi gerçekleştiriyor. Dijital sinema adına gerek ülkemizde gerekse dünyada oldukça önemli bir adım olarak kabul edilebilecek ve “!f²: İstanbul’dan Canlı” adını taşıyan bu yeni oluşum, festival kapsamında gösterilecek ve bir tema altında toplanılan 5 özel filmi, Türkiye ve komşu coğrafyalardaki izleyicilere de ulaştırmayı amaçlıyor. Gösterim gerçekleştirilecek şehirler arasında Diyarbakır, Batman, Çanakkale, Samsun ve Mersin gibi şehirler bulunuyor.
!f İstanbul programında genç sinemacılardan Türkiyeli belgesel film patlaması
!f istanbul programında bu sene Türkiyeli belgesel filmler de ağırlık kazanıyor. Ülkemizden genç yönetmenlerin dikkat çekici yapımları dünya prömiyerlerini !f İstanbul’da gerçekleştirecek.
Dünya barışı için beyaz gelinlik giyip Milano’dan otostopla yola çıkan Pippa Bacca’nın yolculuğu Türkiye’de, Gebze Ballıkayalar’da uğradığı saldırıyla çok üzücü bir şekilde noktalanmıştı. Yönetmen Bingöl Elmas, yine otostopla ama bu kez siyah bir gelinlikle yarım kalan bu yolculuğu tamamlamaya çalışıyor. “Pippa’ya Mektubum” Bacca’nın ölümünü anlamaya çalışan herkese tavsiye olunur.
“Dünyanın Çivisi” bölümünde gösterilecek olan genç yönetmen Rüya Arzu Köksal’ın başarılı filmi “Ordu’da Bir Argonot” ise bizi Karadeniz’e götürüyor. İstanbul-Ordu arasındaki 1000 kilometrelik yaya yürüyüşü veya Vosvos şenliği gibi, gerçekleştirdiği çeşitli bireysel ve toplu etkinliklerle tanınan; kimilerinin 68’li Fruko diye andığı; adı artık efsaneleşmiş olan Enis Ayar’ı bu filmle birlikte, yaşadığı ve güzelleştirmek için mücadele ettiği Ordu’da tanıma fırsatını elde ediyoruz.
Aynı bölümün bir diğer filmi de Doğa Kılıçoğlu’nun yönetmenliğini üstlendiği Kamerayla İzdivaç. Türkiye’yi ekran başına kilitleyen “Esra Erol’la İzdivaç” programına odaklanan belgesel bu programın tüm bilinmeyenlerini samimi bir bakış açısıyla yansıtıyor.
Keş!f üç yaşında! Türkiye dahil 9 ülkenin yetenekli yönetmenleri ödül için yarışıyor
!f Istanbul uluslararası ve ödüllü yarışmasının üçüncü yılına daha büyük bir heyecanla giriyor. Dünyanın dört yanından gelen dokuz film bu sene “En İyi Yönetmen” ünvanı ve 15.000 USD para ödülü için yarışacak. Ülkemizden genç yönetmenlerin teşvik edilmesi yönünde önemli bir adım olarak görülen “Keş!f”, ilk senesinden bu yana dünyada çok sayıda festivalde ilgiyle karşılanmış genç ve yeni yönetmenlerin filmlerine yer veriyor.
Bu yılın jürisiGael Garcia Bernal, Selma Hayek gibi isimleriuluslararası üne kavuşturan ünlü Meksikalı yapımcı Daniel Birman Ripstein,Sundance Film Festivali yönetmenlerinden Caroline Libresco, NISIMASA’nın kurucusu Matthieu Darras, “Buzdan Hayaller / Nói the Albino” filmiyle tanınan İzlanda’lı yönetmen Dagur Kárive ülkemizin en önemli senarist/yönetmenlerinden Ümit Ünal’dan oluşuyor.
Bu sene yarışmada Türkiye’yi genç ve yetenekli sinemacı Emre Şahin imzasını taşıyan “40” adlı film temsil edecek.
Gişeler açılıyor!
1 Şubat Pazartesi sabahtan itibaren AFM Fitaş ve AFM Caddebostan'daki !f istanbul gişeleri festivalcileri bekliyor.
Contakt yönetmeni Ali Demirel Minus ekibi ile yolculuğunu anlattı...
Minus’un elebaşı Richie Hawtin ile çalışan müziğin görsel tasarımcısı Ali Demirel, tekno müzik ile nasıl Contakt kurduklarını anlattı. Önce okuyun, sonra akşam filmini izleyin, çıkışta Ghetto’daki açılış konserine gelin, yaşayın.
Nasıl Contakt kuruyorsunuz?Contakt performanslarında, internet, mobil iletişim araçları ve Küp aracılığıyla iki taraflı iletişim olanağı sunuyoruz. Biz, bu ortamlar aracılığıyla performansın altyapısı ve perde arkasına dair bilgi akışı yaratırken, izleyiciler de aynı ortamlar aracılığıyla performansı etkileyebiliyorlar ya da bizimle daha uzun vadeli iletişime geçebiliyorlar. Basit bir örnek verirsem, eğer müzik yapmaya başlamışsanız ve bize demo ulaştırmak istiyorsanız, iPhone gibi bir araç kullanarak Kübe parçalarınızı yukleyebilirsiniz. Kübün içinde bir mini-bilgisayar ve RFID alıcısı var. Contakt projesine üye olanların, RFID kartı oluyor ve bu kartla performans sırasında Kübe girdiklerinde iletişim olanaklarının kapısı açılıyor.
Görsellerle müziğin uyumunu nasıl sağlıyorsun?Bu proje icin hazırladığım görseller tamamen eş-zamanlı üretilen bilgisayar imgeleri. Bunun için Apple’ın yaptığı Quartz Composer adlı bir "developer tool" kullanıyorum. Müzikdeki dinamizmi ses ve MIDI girdileri ile takip edebiliyorum. Quartz Composer sayesinde, performans sırasında internetteki etkileşimi de görsellere yansıtabiliyorum. Müzik büyük ölçüde doğaçlama oldugundan, benim görsel performansım da doğaçlama. Ama malzemeleri belli bir kavram ve estetik doğrultusunda ürettiğimden, dogaçlamayı da belli ölçüde kontrol altına almış oluyorum.
Türkiye'deki tekno olayı nasıl? Teknolojik olarak artık herkes elektronik müzik yapabilir. Ama malesef Türkiye'de elektronik müziğin sadece popüler tarzlarının dinleyici kitlesi var. Bu da kaliteli ve underground yapımcıların var olmasını zorlaştırıyor. Neyse ki internetin sunduğu imkanlarla çıkış yapmış Onur Özer gibi isimler var. Lakin onlar da Avrupa'da Turkiye'de oldugundan daha çok ilgi görüyorlar.
!f için nasıl bir şov planlıyorsunuz? !f partisinde, Contakt partileri gibi bir setup kullanmayacağız ama Minus'dan Heartthrob live ve akabinde Magda DJ performansıyla bizim label'in müzik tadlarını, festival izleyicileriyle paylaşacağız. Gecenin görsellerini Daniela Huerta yapacak. Kendisine Magda'ya müzik videosu yapmış olan genç Türk yeteneklerinden Ahmet Sait Kaplan destek verecek. (Fitaş/19.30)
Contakt chronicles from director Ali Demirel
Ali Demirel is a visual artist of music. He has worked with the top Minus DJ Richie Hawtin since 2001. We asked him how they make Contakt through techno music. Read it, see the film in the evening, and then come and experience it yourself at the opening concert at Ghetto.
How do you make Contakt?
In the Contakt performances, we offer the opportunity for two-way communication via the internet, mobile communications technoology and the Cube. We establish the structure of the performance through these means and provide information about the backstage scene, and through the same media the audience can influence the performance or enter into longer-term communication with us. To give a simple example: if you've started making music and you want to send us a demo, you can load your tracks into the Cube via an i-phone or similar device. There's a mini-computer and a Radio Frequency Identification (RFID) receiver in the Cube. Members of the Contakt project have their own RFID cards which allow them to enter the Cube and establish contact during a performance.
How do you harmonize the visuals with the music?
The visuals that I've developed for this project are entirely simultaneously-generated computer images. I use an Apple developer tool called Quartz Composer. I can track the dynamics of the music via sound and MIDI inputs. Thanks to Quartz Composer I can reflect the interaction on the internet into the visuals. Because the music is mostly improvised, my visual performances are improvisations too. But I produce the materials in the framework of a certain aesthetic concept, so the improvisation is to some extent a controlled one.
How is the techno scene in Turkey?
Technologically, everyone can make electronic music now. But unfortunately, only the most popular types of electronic music have an audience in Turkey. This makes it hard for quality, underground musicians. Still, there are names like Onur Ozer who have emerged thanks to the opportunities offered by the internet. But they have more of a following in Europe than they do in Turkey.
What kind of show are you planning for !f?
At the !f party we won't use a setup like Contakt, but DJs like Heartthrob from Minus and Magda will give festival filmgoers a taste of our label's music. The visuals on the night will be by Daniela Huerta, with help from Ahmet Sait Kaplan, a young Turkish talent who's made a music video for Magda.